Dükkânları Süsleyen Güzel Sözler
Ahilik, ülke kaynaklarını gerçekçi biçimde harekete geçiren, âdil bir gelir dağılımı sağlayan, sosyal dayanışma barış kardeşlik meydana getiren dengeli ve verimli ekonomik sosyal sistemdir. Ahiler, esnaf, tüccar ve diğer sahalardaki meslek guruplarının örgütlenmesini sağlayarak sosyal ve ekonomik düzenin kurulmasına katkıda bulunmuşlardır.

Başarılı olmak için bilgiyi, başkasının esiri olmamak için doğruluğu prensip edinen Ahi, vicdanını, kendi üzerine gözcü koyan adamdır. Ahi helâlinden kazanan, yerine ve yeterince harcayan, ölçü, tartı ehli olan, yararlı şeyler üreten ve yardım edendir. Kalbi Allah'a, kapısı yetmiş iki millete açık olan; mürüvvet ve merhamet sahibi, cömertliği esas alan; ahlâkı ana sermaye edinip akıl yolundan yürüyen; ilim isteyen ve ilmiyle amel edip yararlı çalışmayı elden bırakmayan kişiler Ahilerdendir.

Bu temel felsefeye sahip olan Ahiliğin, topluma tanıtılmasında, düşünce ve eylemlerin benimsetilmesinde kullanılan en etkili iletişim metotlarından biri, esnaf dükkânlarına asılan, özlü sözlerin yer aldığı levhalardır. İletişim vasıtası olarak kullanılan levhalarda, Ahilik kurumunun temel prensipleri ele alınarak, toplumun düzeni için, insanlığın sahip olması gereken hasletler yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır.

Ahiliğin kültürel göstergelerinden olan esnaf dükkânlarındaki levhalar, mısralarında gizli olan kodlarla, taşıdığı anlamlarla, insanların sahip olmaları gereken hasletleri dile getirirler. Genellikle, ünlü hattatlar tarafından işlemeli, yaldızlı çerçeveler içine, eski, bazen de yeni harflerle yazılan beyit/dörtlüklerden oluşan bu levhalarda, yüzyıllar boyu varlığını sürdüren Ahilik felsefesi dile getirilmiştir.

Bir dükkânda :
Her sabah Besmeleyle açılır dükkânımız.
Hakk’a iman ederiz, Müslümandır şanımız.
Eğrisi varsa bizden, doğrusu elbet sizin.
Hiylesi hurdası yok, helalinden malımız.
Müşterilerimiz velinimet, yaranımız yarimiz.
Ziyadesi zarar verir, kanaattir kârımız.


Bir aşçı dükkânında:
Her taamın (yiyeceğin) lezzeti ta ki dimağdan (beyinden) çıkar,
Tuz ekmek hakkını bilmeyen akıbet(sonunda) gözden çıkar.


Balıkçı dükkânında:
Ehl-i aşka müptelayım(tutkunum) nemelazım kâr benim,
Mal ve mülküm yoktur amma kanaatim var benim.


Bir helvacı dükkânında:
Dolandım misl-i cihan(cihan misali) bulamadım başıma bir tane tac,
Ne eğride tok gördüm ne doğruda aç.


Bazı dükkânlarda:
Dükkân kapusu Hak kapusu, Hakkına yalvar,
Çeşmim (gözyaşım) gibidir çeşmeleri akmasa da damlar.

Bir şekerci dükkânında.
Sade pirinç zerde olmaz bal gerektir kazgana (kazana),
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.


Bir dükkânda:
İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah (iğrenmek, diksinmek),
Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.


Bir dükkânda:
İlim ve sanattan haberdar olmayanlar aç olur,
Müflis (iflas eden) ve bîvâye(yoksul) kalur, herkese muhtaç olur.


Berber dükkânında:
Her seherde besmeleyle açılır dükkanımız,
Hazret-i Selman Pak’tır pîrimiz üstadımız.
Lâfla dükkân açılmaz, boş yere etme telâş
Selmân-ı Pâk de gelse parasız olmaz tıraş

Bir hamamda ve bir saatçi dükkânında:
Gelen gelsin saadetle,
Giden gitsin selametle.


Marangoz dükkânında:
Sefa geldin ey müsafir, ısmarla kahve içelim,
İşçi ile sohbet olmaz, bir merhaba der geçelim.
Yine başka bir iş yerinde:
Doğru olsan ok gibi elden atarlar seni
Eğri olsan yay gibi elde tutarlar seni
Menzil alır doğru ok elde kalır eğri yay,
Paylaş